Kitap Önerisi: Öfke Dansı


Öncelikle belirtmeliyim ki, kitaba başlarken kadınlar için yazıldığını görüyoruz ancak erkekler için de oldukça kıymetli bir kaynak.

Başımıza ne geliyorsa şu öfkeden. Bastırmaktan, bastırdığımızı sanmaktan, aslında etkili bir şekilde yaşamamaktan. Tüm duygular bizim için, öfke dahil. Öfkelenmemek, ilişkileri yatıştırıp idare etmek kadının göreviymiş, kadın uzlaşmacı olmalıdır ama erkekler diledikleri kadar öfkelenebilir ve bunu ifade edebilirlermiş gibi bir algı söz konusu. Bir kadına ya da erkeğe “Hadi öfkeni ifade et.” dediğimizde (kendi kendinize öfkenizi haykırırken de fark edersiniz) öfke ifadesindeki sözcüklerin, küfürlerin eril dille başka bir kadına hakaret içerdiğini görmek ne acı!

Öfkelenmek bir sınır koyma biçimidir, bir hakkı koruma için gereklidir. Önemli nokta nasıl ifade ettiğimizdir. Öncelikle öfke duymaktan korkmamakla başlayabiliriz.

*Öfkenin kaynağını bulmak gereklidir: Neler oluyor, asıl sorun ne, ben ne yapmaya çalışıyorum, ne hissediyorum?

*İletişim becerilerini öğrenmeliyiz. Ben neyi nasıl söylüyorum, karşımdaki nasıl anlıyor, anlaşabiliyor muyuz, birbirimizi duyuyor ve dinliyor muyuz?

*Yaşadığımız duygu çok yoğunsa sakinleşmek, biraz geri çekilmek yararlı bir hamle olacaktır. Fırtınalı bir denizde rotada ilerlemek güç olacaktır, biraz deniz durulmalı ki kolaylıkla ilerleyelim

*Yeni bir değişim yaşarken, ilişki içinde olduğumuz kişilerin “eskisi gibi değilsin, eskisi gibi ol” söylemlerine karşı sabırlı olmalı ve değişim cesaretini göğüslemeliyiz

Kitap ilişkileri bir dansa benzeterek, çeşitli ilişkilerle örnekleyip öfkemizi nasıl dinleyeceğimiz, nasıl kullanabileceğimiz, nasıl yöneteceğimizi ve nasıl değişimi başlatacağımızı göstermektedir. Bu noktada oldukça etkili bir başucu rehberi olmayı hak etmektedir.

Yine son vurgu olarak eklemeliyim: değiştirebileceğimiz tek kişi kendimizizdir, dolaylı değişimi başlatan bir etken olabiliriz ama bir başkasını değiştirmeye çalışmak sonuç vermeyecektir. Kendimizi değiştirmek söylendiği ve yazıldığı gibi kolay bir şey değildir, kabul ediyorum. Bu güçlüğü kabul edip, değişim cesaretini göstermek için çabalayabiliriz. İlişkiler bir dans gibidir, adımlar en başta birbirine girse de zamanla ritme uyar, bir ayak ileri giderken karşı ayak da süreçte uyum sağlayacaktır. İnancımız bu yönde en azından 😊 Bir pinpon topuna da benzetebiliriz, ne kadar sert çarparsa o kadar sert döner. Önce biz bir fark edelim, bu topa nasıl vuruyoruz, nasıl bir karşılık bekliyoruz? Bu dansta adımları nasıl şekillendiriyoruz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir