Kitap Önerisi: Evlenmeden Önce

Hazır düğün sezonu gümbür gümbür devam ederken, biraz evlilikten bahsedelim. Kitap önerimiz: Evlenmeden Önce/Doğan Cüceloğlu.

“Evlilik bir ilişki bahçesidir. Çiçek de yetiştirebilirsin, diken de!” diyor Cüceloğlu. Seanslarımızda tek tek bakıyoruz bu bahçeye, çiçeklere ve onları saran dikenlere. Kitap içerisinde pek çok soruyla karşı karşıya kalıyorsunuz. Her birine vereceğiniz cevaplar, sizin için oldukça anlamlı olacaktır. Evlenmiş olanlar için de bu evlilikte onları rahatsız eden dikenleri, daha önce göz önünde bulundurmakları soruları yeniden ele almaları için de oldukça kıymetli buluyorum. 

Biz daha doğmadan yaşam öykümüz, travmalarımız şekillenmeye başlar. Bu örüntünün ne kadarının farkında olduğumuz, bu öykünün neresinde ne kadar kendimiz olarak var olduğumuz önemlidir. Evililik denilen şey iki farklı örüntünün birlikte şekillenmesidir. Kendimizin, şimdimizin ve geçmişimizin farkında olmadan, geleceğe yönelik planlarımızı nasıl şekillendirdiğimizi bilmeden bir başkasıyla yeni öyküye başlamak, o öyküyü sağlıklı bir şekilde yazmak kolay olmayacaktır. Kendimiz olduğumuz, kendimizi bulduğumuz zaman sahip olduklarımızın gerçek anlamını bulabiliriz. 

İyi insan olmak ve evlilik yapma olgunluğuna sahip olmak aynı şeyler değildir. Yaşamda var olmanın sorumluluğunu duyan, kendine hesap verebilen, kendini duygularını tanıyabilen insan olgun insandır. Evlenme olgunluğu düğün gününün ötesidir, düğün yapma amacının daha ötesidir. Olgunluk neden evlendiğinin farkında olabilmektir. Evlenme olgunluğu; kendini tanımayı, diğerini tanımayı, içerisinde bulunduğu sistemi tanımayı gerektirir. Kendini tanıma; yazarken ve okurken çok kolay ancak o sürece girince uzun ve yorucu bir süreçtir. Gerçekten kendinizi, içinizdeki çocuğu tanıyor musunuz? Korkularınızı, kırgınlıklarınızı, duygularınızı, hayallerinizi tanıyor musunuz?

Hep yaşamın anlamını konuşur ya da düşünür dururuz. Herkes için farklı cevabı olabilir bunn. Anlamlı bir hayat ekip işi ve bu ekibi kimlerle oluşturuyoruz bunu gözetmek gerek. Yaşam bir ekip işidir ve evlilikte yaşatılan değerler, evliliği yuvaya dönüştürür. Değer ve inançların birbirine uyumu, ortak hareket edebilmek, birlikte sohbet edebiliyor olmak, kendinin farkında olabilmek, kendi duygularını tanıyor olabilmek, mutlu olmak, mutlu edebilmek, karşısındaki duyabilmek/ görebilmek/ hissedebilme, kaygılarını/korkularını/ gelecek hayallerini beklentilerini, kurallarını, değerlerini tanımak ve karşısındakiyle bunu konuşup öğrenebilmek, karşısındakini anlayabilmek; evlenmeden önce deneyimlenmesi gereken noktalar. Evlendikten sonra ortaya çıkan bazı sorunlar bu noktalardaki uyum sorunları olabilmektedir. Birlikte bir yaşam sürmek, bir dans gibidir; iki ileri bir geri giderken karşımızdaki da o ritme uyum sağlar iki geri bir ileri.

Aile, iş, arkadaşlıklar; evlilik sonrası da ilişkileri etkileyecek potansiyeldedir. Evlilik sosyal bir kurumdur ve evlenince içinizdeki sosyal modeller canlanır ve sahneye çıkar. Birbirini tanırken diğer ilişkilerdeki tepkilerini gözlemlemek, stresle baş etme biçimlerini fark etmek önemlidir.

Bireyselliğin ön plana çıktığı toplumlarda aile ilişkileri daha az önemli iken, toplumcu yapılarda aile ilişkileri büyük bir paya sahiptir. İçerisinde bulunduğumuz toplumun; belirli bölgelerinde bireyselliğin yaygınlaştığını, belirli kesimde bir geçiş sürecinin var olduğu ve belirli kesimde de hala toplumcu yapının hakim olduğu görülmektedir. Bu anlamda evlenirken, evlendiği kişinin toplumsal ilişkileri, ailesi, arkadaşları, yöresi, kültürü, mutfağı, gelenek görenekleriyle de evlendiği söylemi bazı kişiler için geçerli olurken bazı kişiler için de artık zamanla öneminin kalmadığını söylemek mümkün. Kitap içerisinde toplumcu bir yapı olduğumuz kabulüyle önerilerle karşılacaksınız. Her iki türlü de şu bilgi kıymetlidir: Sağlıklı evlilik, içerisinde yer aldığı toplumla ilişkisini devam ettiren evliliktir.

Seanlarda çift çalışırken çoğunlukla iletişim sorunlarından başlarız. İletişim becerisi, evliliklerde en önemli husustur. Halden anlamak dediğimiz, empati becerisi pek çok ilişkiyi kurtarabilecek güçtedir. Güven problemleri bir diğer sık çalıştığımız konular arasında. Güven, ilişkileri yöneten gizil güçtür. Güvende olmak için “biz”i temel alan değerleri yaşamalı ve yaşatmalıyız. Biz olarak geliştiğimiz sürecede güçlü ve güvende oluruz. Kendi özüyle barışık insan iyi bir eş olur. Kendiyle barışık kişi, kendisini “biz”içerisinde tanımlayabilir. Çok kıskanıyorum cümlesinin ardı bana pek çok şey düşündürüyor: öncelikle bu ilişkide güvensizlik sağlayan yapı nedir? Çift ilişkisinden önce bireysel olarak, ilk güven kaybı nerede yaşanmış, kök aile ilişkileri nasıl, sonrasında kurduğu ilişkiler nasıldı, daha sonra çift ilişkisi nasıl başladı, nerelerde tökezlendi?

Seansta bir yerde şunu duyarız;

Çok yoruldum, bu evlilik kurtulur mu hocam?

-Siz kurtarmak istiyorsanız, evet. Birlikte değişmek ve birlikte uyum sağlamaya çalışacaksanız evet. Kendinizin ve eşinizin sınırlarını iyi bilirseniz, evet.

Kurtulmak zorunda mı?

-Hayır, bazen ayrılıklar daha sağlıklı olabilir.

 

Mutlu bir evlilik, bir başarıdır ve çabanın ürünüdür. Bu çaba süreklidir, her an öğrencisi olunan bir ilişki ve yapıdan bahsediyoruz. Evlilik mahremiyetin en yakın tanığı olmakla birlikte mutlu bir evlilikte sınırlara saygılı olmak, yeterli duyarlılığı gözetmek gerekir.

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir